Monday, December 01, 2008

BEYRUT TA 3 GUN

Gecen hafta Fadi Nahas'in davetlisi olarak Beyrut'a gittik. Tembel ogrenci olarak Beyrut hakkinda hic calismamis ve daha oncedende kulaktan dolma bilgim yoktu. Benim icin Beyrut savas olan ortadogu sehriydi. Gece gec vakitte Hotel Albergo'ya vardik. Sabah 7:30 da Fadi bizi apar topar otelden alip Beyrutu gezmek icin iki secenegimiz oldugunu, muzeler, sehir turu alisveris , veya beyrutlu birisiyle o ne yapiyorsa onu yapmak. Biz ikinci yolu secip , zahter and zwieg diye bir zincir restorana gittik.Taze hamur incecik aciliyor uzerine sumakli zeytinyagli kekik surulup firina veriliyor. Biraz domates,salatalik ve maydanoz ile sarilip sicak servis ediliyor.Nefisti. Oradan nicholas adinda 3-4 yaslarinda bir cocugu okula biraktik.Cocuklar fransizca,ingilizce ve arapca egitim aliyor. Hemen arkasinda beyrutun esnaf lokantasi Le Chef'e gittik. Tam aradigim yerdi, sabahin korunde lubnan kahvaltisinda ,kiyma kavurmasinin icinde tarcin ve yumurtayla yapmislardi, nohutlu zeytinyagli humuz, ve labne peynirle herseyi karistirip yaninda portakal suyu. Beyrut ta cay fazla tutulmuyor. Heryer turk kahvesi. Sabah 10:30 da L'orient le jour (Lubnan in en prestijli gazetesi) yazari Carla Henoud ile roportaj yaptim.Daha sonra oldurulen basbakanlari Refik Hariri tarafindan bastan basa renove edilen downtown da engelliler olimpiyatinda bronz madalya almis Edouard Malif tanistik. Fadi nin hayati yardim, sosyal kuruluslar, organizasyon ve network uzerine kurulu.Aksam library diye muzikli bir restorana gittik. Ve yavas yavas beyrutlulari tanimaya basladik. Hersey zengin, kulturleri, mutfaklari, eglenceleri. Hayatlari iyi para kazanip, iyi yemek yiyip iyi eglenmek. Tam bize gore. En guzeli de arapca sarkilariydi. Bu birinci gundu.